Testisler Ve Sperm üretimi nasıl olur

Testisler (yumurtalıklar veya erbezleri): Erkeğin bir cinsel organı olup,meni(sperm-ersuyu) ve seks hormonu üremesini sağlarlar.Penisin altında skrotum denilen bir torba içindedirler.Testisler daha bebek anne karnında iken bebeğin karnında oluşur ve doğumdan öncede normal olarak torbaya inerler.Testisler çift olarak bulunurlar.Çift olmasının amacı eğer bir tanesine bir şey olur ve çalışamaz hale gelirse diğeri ile kişinin üreme ve hormonal faaliyetinin devam etmesi içindir.Yumurta şeklinde ve hafifçe basıktırlar.Büyüklükleri kişiden kişiye değişmekle beraber ,her biri ortalama 20-30 gr ağırlığında,4-5 cm uzunluğunda ve 2-2,5 cm kalınlıktadırlar.İkisi de yaklaşık aynı büyüklüğe sahiptir ama sol taraftaki biraz daha aşşağıdadır.
--Üreme kanallarından boşaltılan meniyi üretirler -- Direk olarak kan damarlarına gönderilen hormonları üretirler.
Testisler neden torba içinde ve vücut dışındadır?: Torbanın amacı hem testisleri darbelerden korumak ve de esas olarak vücut ısısından daha düşük ısıda tutmaktır.Bildiğimiz gibi vücut ısımız ortalama 36.6 C° olup, testislerin sağlıklı sperm üretebilmesi için bu ısıdan yaklaşık 2-2.2 C°daha düşük ısıda çalışmaları gerekir.
Testisin tek olması kısırlık veya hormonal eksiklik yapar mı? Hayır bir tane olması bile yeterlidir.

SPERM ve ÜRETİMİ: Her testis içinde kılcal borular vardır,kabaca içi boş incecik bir tüpü yün yumağı gibi sardığımızı farz edelim,işte testis böyle bir yapıya sahiptir ve meni(sperm ) oluşumu bu boruların içinde olur. Erginlik çağına yaklaşıldığında başlar ve yaşam boyu kesilmeden devam eder. Bir spermin üretimi yaklaşık 74 gün kadar sürer. Spermler iki farklı karakterde olup X ve Y diye taşıdıkları dişilik veya erkeklik kromozonuna göre ikiye ayrılırlar,yani oluşacak bebeğin cinsiyetini erkekten giden sperm belirler. Eğer X spermi giderse ve annenin yumurtası(annedeki yumurta daima X tir) ile birleşirse XX olur ki bu bayandır. Eğer Y spermi giderse ve annenin yumurtası(annedeki yumurta daima X idi) ile birleşirse XY olur ki buda erkek bebek oluşumuna sebep olur. Yani bebeğin cinsiyetini daima baba belirler.

Sperm üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler,arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır ,bu kesenin bir hacmi,bir kapasitesi vardır bu hacim dolunca cinsel istek artar,yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı ,aşırı cinsel istek başlar,bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar). Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir(4 ila 10 gün),erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir. Bayanlara göre erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu vede toplumsal öğretilerin (tabuların) kuralsız cinsellik yaşamayı sadece erkeğe hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.

Tek bir sperm hücresi üç kısımdan oluşur, bunlar baş, gövde ve kuyruktur.

Baş kısmı spermin yumurta içine girmesini sağlayacak yumurtanın dış kısmını eritici maddeler içerir. Gövde kısmında ise bebeğin oluşumu için gerekli kromozon şifreleri bulunmaktadır. Kuyruk kısmı ise kırbaç hareketi dediğimiz sağa sola hareketi yaparak spermin ilerliyerek dişideki yumurtaya gitmesini sağlar. Spermin kendi içinde belirli bir süre yaşamasını ve hareket etmesini sağlayacak enerjisi vardır,buda gövde kısmında depolanmıştır. Sperm çok küçük olup yanlız başına çıplak gözle görülmez,yaklaşık uzunluğu 1 cm'nin 250 de biri kadardır.
Normal sperm nasıl olmalıdır:
Volumü yani miktarı 2 ila 5 cc arasındadır.
Rengi opak ve grimsidir.
Kokusu kendine özgü olup kestane çiçeği kokusuna benzer.
Yapışkan kıvamda olup bu yapışkanlığın azalması veya artması boşalma sıklığı ile ilgilidir.
Sıvılaşması:sperm vücuttan atıldıktan 5 ila 20 dakika arasında o yapışkan halini kaybederek sıvılaşır,30 dakikada da tamamen su halini alır.
Bir boşalmada erkek ortalama 150 milyon sperm hücresi boşaltır. Normalinde en azı 20 milyon, en fazlası ise 250 milyondur.
Döllemede sperm miktarı önemli olduğu kadar daha da önemlisi spermlerin kalitesidir (hareketliliği, kuyruk yapıları, baştaki eritici maddeler, gövde şekli gibi).
Sperm sayımı mikroskop altında yapılır. İdeal bir sayım için 4-5 günlük cinsel rejim yani boşalmamak gerekir ve spermin sayımının yapılacağı yerde verilmesi en doğru olanıdır. İsteyen herkes veya gerekli görüldüğünde bir laboratuvara gidip sayım yaptırabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Erkek infertilitesi kısırlığı,Erkek Üreme Fizyolojisi Hakkında B

Evli çiftlerin 1 yıl korunmasız ve düzenli birlikteliklerine rağmen gebelik elde edememelerine infertilite ( kısırlık ) denir. Hiç gebelik oluşmamışsa bu çift primer infertil olarak tanımlanır. Evli çiftlerin 1 yıl içinde %80-85 inde gebelik olur. Olmazsa olası bir kısırlık varsayılır. Kısırlık problemli çiftlerin yaklaşık % 5 inde erkek sebebli, % 5 inde kadın sebebli ve yaklaşık % 5 inde ise hem erkek hem kadın sebebli infertilite vardır. İnfertilite araştırmasında çifti birlikte değerlendirmek gereklidir.
Bu konuda erkek sebepli infertilite anlatılacaktır.
ERKEK ÜREME FİZYOLOJİSİ
BEYİN-TESTİS HORMONAL İLİŞKİ
Beyinde hipofiz denilen bir bezden LH ile FSH isimli üreme ile ilgili iki hormon salgılanır. Bunlar yumurtadaki Leydig ve Sertoli hücrelerindeki özel alıcılara bağlanır.
TESTİS
Testislerde LH ye bağlı testosteron sekresyonu yapan leydig hücreleri vardır. Testosteron plazmada sabah erken pik yapar ve akşam üzeri de en düşük düzeye iner. Normalde Testosteronun %2 si serbest, %44 ü testosteron-estrogen bağlayıcı globülin TeBG ye bağlı, %54 ü albümin ve diğer proteinlere bağlıdır. Spermatogenezin başlaması için FSH ve LH gerekli, sürdürülmesi içinse testosteron yeterlidir.
Testis hacminin %85-90 ını germ hücreleriyle bunları destekleyen sertoli hücreleri oluşturur. Sertoli hücrelerinin birbirlerine sıkı bağları vardır (kan-testis bariyeri). İmmun sistemin spermatozoalara karşı reaksiyon oluşturmamaları için bu bariyer önemlidir.
Germinal yada spermatojenik hücrelerinin ürettiği spermler 13 değişik aşama gösterir ve germ hc lümene doğru gözlenir. Erken spermatogonyumdan olgun spermatozoa aşamasına dek uzun bir süre geçer. Bu yaklaşık 74 gün sürer.
SPERMİN OLGUNLAŞMASI VE DEPOLANMASI
Spermler testiste iken henüz ovumu döllüyebilecek olgunluğa gelmemiştir. Epididimden geçerken hareket ve döllüyebilme yeteneği kazanır sperm taşıyan tüpler içinde ilerlerler. Bu tüpler 30-35 cm lik borulardır. Daha sonra seminal kese sıvısı spermlere eklenir. Bu sıvı meni hacminin %65 ini oluşturur.
Kadının hamile kalabileceği yumurtlama döneminde servikal mukus incelir ve akışkanlaşır, böylece spermlerin uterusa geçişi kolaylaştığı gibi vaginal asiditeden de korunur. Vajen içine atılan sperm rahime oradan da tüplere geçer ve ovuma yaklaşan sperm hareketlenir ovumun dış tabakalarını geçip dölleme işlemini gerçekleştirir.
İNFERTİLİTE NEDENLERİ
İzole Gonadotropin yetmezliği (Kallman sendromu)
İzole LH yetmezliği (Fertil Önük)
izole FSH yetmezliği
Konjenital hipogonadotropik hastalık
Pituiter yetersizlik (tümörler,infiltratif olay, ameliyat, radyasyon)
Hiperprolaktinemi
Hemokromatosis
Eksojen hormonlar (androjen- estrojen, glukokortikoid fazla verilmesi, hipo-hipertiroidi )
Klinefelter Sendr,XX hst , XYY sendromu
Noonan Sendr (erkek Turner sendromu)
Myotonik distrofi
Bilateral anorşi
Sertoli cell only sendromu (germ hc aplazisi)
Gonadotoksinler (ilaç,radyasyon)
Orşiepididimit
Travma
Böbrek yetmezliği,
Karaciğer hastalığı,
Sickle Cell anemi,
Androjen senaaa veya etki bozukluğu
Kriptorşizm
Varikosel
Sperm transport Hastalığı
Sperm motilite ve fonks bzk
Konjenital sperm kuyruk defekti
Maturasyon defekti
İmmünolojik hastalık
İnfeksiyon
SEMEN ANALİZİ
Semen analizi hormonal, spermatogenetik ve tüp sisteminin durumu hakkında oldukça bilgilendirici bir incelemedir. 3 kez 15-20 gün ara ile yapılan analizle olgu yüksek doğrulukta değerlendirmektedir. Semen 3-4 günlük ejakülasyon yasağından sonra verilmelidir. Kullanılan kaplar spermleri zedeleyecek maddeler bulundurmamalıdır.
Sperm motilitesi en temel kalite göstergesidir. 20 milyon/cc normalin alt sınırı sayılır. Motilite değerlendirilirken total sayıya göre hareketli oranına ve ileri hızlı hareketlilerin oranına bakılır. İleri doğrusal hızlı hareket 0 ile 4 arasında derecelendirilmiştir. En az %50 sinin iyi kalitede hareketli olması gerekir. Başbaşa kuyruk kuyruğa aglütinasyonlar görülmesi infeksiyon ya da immün olayları akla getirmelidir. Sperm morfolojisine boyanarak bakılır ve %30 oranında normal görünüm alt sınırdır. İmmatür, amorf ve baş şekil bozuklukları varikoseli düşündürür. Azoospermi, düşük hacim varsa fruktoz bakılmalı, tüp tıkanıklığı açısından incelenmelidir .
HORMONAL DEĞERLENDİRME
İnfertil olguların çoğu hormonal bakımdan normaldir. Rutin değerlendirmede sperm sayısı çok düşük değilse ve klinik olarak endokrinopati düşünülmedikçe hormonal incelemeye gerek kalmaz. Anca hotrmonal bir bozukluk düşünülüyorsa kontrole FSH ve testosteron düzeyi ölçülerek başlanabilir. Düşük testosteron hipogonadizmin göstergesidir. Yüksek FSH düzeyi germinal epitel harabiyetini gösterir ve azoospermi ya da ağır oligospermi vardır. FSH normal iken azoospermi veya ağır oligospermi varsa testis biopsisi gerekebilir. Yüksek FSH ve atrofik testis irreversibl infertiliteyi gösterir biopsi gereksizdir.
İMMÜNOLOJİK İNCELEME
Kesin bir infertilite nedeni sayılmasa da antisperm antikor varlığı fertilite şansını azaltıcıdır. Post koital teslerde anormallik olan çiftlerde antisperm antikor (ASA) bakılmalıdır ( ASA servikal mukustan geçişi olumsuz etkiler).
BAKTERİYOLOJİK İNCELEME
Klinik ve laboratuar bulguları prostatit lehine ise kültür gereklidir. Semptomatik olmayan infeksiyonların olumsuz etkisi tartışmalıdır.
Yukarıdaki incelemeler yapılan hastalara , sebep sao,ptanıp sebebe yönelik cerrahi veya tıbbi tedavi yapılır. Eşlerle birlikte değerlendirme yapılıp hastanın tedavi edilemediği durumlarda spermin iyileştirilmesi ve yardımci üreme yöntemlerinden biri ( aşılama, tüp bebek işlemi gibi ) denenenebilir.
VARİKOSEL
(Erkek infertilitesinin en sık sebebi)
Varikosel nedir?
Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında yumurtalıkların etrafında oluşan varisli damarlardır. Varikosel sol tarafta daha sık görülür. Erkeklerin %10 unda görülen bu durum genellikle herhangi bir şikayete yol açmaz.
Varikosel yumurtalıkların muayene edilmesi ve ultrasonografik inceleme ile tespit edilir. Varikoseli olan erkeklerde kan akımının yavaşlaması ve geri akımına bağlı infertiliteye neden olabilir.
Varikosel niçin kısırlığa neden olur?
Genişlemiş damarlar testisler tarafından kullanılmış venöz kanı taşıyamazlar. Akımda durgunluğa ve hatta geri akıma neden olurlar. Bu nedenle sperm parametreleri etkilenir ve kısırlıga neden olur.
Erkek infertilitesinin tedavi ile en iyi düzeltilebilen sebebidir. Tedavi oldukca yüz güldürücüdür.
Ameliyatta yandaki resimde görülen genişlemiş ve fonksiyonlarını kaybetmiş toplar damarlar iptal edilir.
Varikosel için cerrahi girişim gerekir mi?
Varikosel cerrahisinde genişlemiş venler bağlanarak tedavi edilir. Cerrahi tedavi ile sperm sayısı ve hareketlilik arttırılabilir. Varikosel infertiliteye neden olmuşsa veya ağrıya neden olmuşsa cerrahi girişim önerilir.
Erkek İnfertilitesi Hakkında sıkça sorulan sorular:
Erkek infertilitesinin nedenleri nelerdir?
Sperm sayısı, hareketliliği ve normal yapıdaki sperm oranında azalma, menide hiç sperm olmaması ve antisperm antikorlarının varlığı infertiliteye yol açar. Ayrıca meninin vajinaya ulaşmasını engelleyen anatomik bozukluklar ve cinsel fonksiyon bozuklukları da çocuk sahibi olmayı engeller.
Azoospermi nedir?
Menide hiç spermin olmadığı durumlara azoospermi denir. Azoospermi sperm kanallarının tıkalı olduğu, testislerde sperm üretiminin çok az olduğu veya hiç sperm üretiminin olmadığı durumlarda görülür. Erkek infertilitesi nedeni ile başvuran hastaların %5�inde sperm üretimi hiç yoktur. Bu durum beyindeki bezlerden hormon üretilmediğinde veya yumurtalıkların bu hormonlara cevap veremediği durumlarda görülür. Yumurtalıkların hormonlara cevap vermediği testiküler yetmezlik olarak adlandırılan bu durum genetik bozukluklara, inmemiş testislere, testislerdeki yaralanmalara ve kabakulak gibi enfeksiyonlara bağlı olabilir. Sperm kanallarındaki tıkanıklık ise doğuştan olabilir veya sonradan yaralanmalara ve enfeksiyonlara bağlı olarak gelişebilir. Erkeklerin %1�inde meniyi pompalayan kaslar düzenli çalışmaz ve meni mesaneye geri kaçar, retograd ejakülasyon (geri boşalma) olarak adlandırılan bu duruma bazı ilaçlar, sinirlerdeki hasar, şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve cerrahi girişimler yol açabilir.
Azoosperminin tedavisi mümkün müdür?
Azoospermi nedenine bağlı olarak tedavi edilebilir. Hiç sperm üretiminin olmadığı durumların tedavisi mümkün değildir. Bu durumda FSH düzeyi çok yüksek, testisler sert ve küçüktür. Günümüzde kullanılan gelişmiş yöntemler sayesinde testislerde sperm üretimi çok az olan veya testislerin sadece belli bölgelerinde sperm üretimi olan erkekler testis biyopsisi ile elde edilen parçalardan ayrıştırılan sperm hücreleri kullanılarak çocuk sahibi olabilmektedir.
Beyinde hormon üretiminin eksik olduğu vakalar hormon ilaçları kullanılarak tedavi edilebilir. Kanallardaki tıkanıklıklar cerrahi olarak giderilir, cerrahi ile giderilemeyen vakalarda ise yumurtalıklardan biyopsi ile elde edilen parçalardan spermler ayrıştırılarak mikroenjeksiyon yöntemi uygulanır. Bu hastaların birçoğu mikroenjeksiyon yöntemi ile sağlıklı çocuk sahibi olabilmektedir. Geri boşalma yakınması olan erkeklerde ise idrardan elde edilen spermler ayrıştırılarak aşılama yapılabilir.
Sperm sayısı az olan erkeklerin dış görünümünde bir farklılık var mıdır?
Kesinlikle hayır, sperm sayısı ile erkeklerin dış görünümünün ilişkisi yoktur. Erkek karakteristikleri çok gelişmiş bazı erkeklerde hiç sperm olmayabileceği gibi erkek karakteristikleri hiç gelişmemiş bazı erkeklerde sperm sayısı normaldir.
İnmemiş testisler infertilite ye neden olur mu?
Evet, bu durum çocuk altı yaşına gelmeden önce düzeltilirse vereceği zarar daha az olur. Testislerinin sadece bir tanesinin inmemiş olması sperm sayısının normalden az olmasına yol açar.
Çok fazla mastürbasyon yapmak veya sık cinsel ilişkide bulunmak infertiliteye yol açar mı?
Hayır, bu yanlış bir inanıştır.
Dar ve sıkı iç çamaşırı giymek ve sıcak banyo infertiliteye neden olur mu?
Erkeklere rahat ve çok sıkı olmayan iç çamaşırı giymeleri, çok sıcak duş ve saunalardan uzak durmaları ve çok ağır egzersizler yapmamaları önerilir.
Soğuk duş sperm sayısını arttırır mı?
Soğuk duş almanın sperm sayısını arttırdığına dair kesin bir kanıt yoktur.
Sigara ve alkol infertiliteye neden olur mu?
Sigara sperm sayısını ve hareketliliğini azaltır. Alkol ise hem sperm sayısını azaltarak hem de fazla miktarda alındığında iktidarsızlığa neden olarak çocuk sahibi olmayı zorlaştırabilir.
Kabakulak infertiliteye neden olur mu?
Kabakulak enfeksiyonu ergenlik döneminden sonra geçirildiğinde vakaların %20�sinde testisleri etkiler. Eğer testislerin her ikisi de etkilenirse sperm üretimi azalır, bu durum ileride infertiliteye yol açabilir.
Enfeksiyonlar infertiliteye yol açar mı?
Birçok enfeksiyon infertiliteye yol açabilir, bunlardan birçoğu cinsel temas yolu ile bulaşan enfeksiyonlardır. Gonore (belsoğukluğu), tuberküloz, klamidya ve mikoplazma enfeksiyonları kanallarda tıkanıklıklara yol açarak veya sperm üretimini ve hareketliliğini azaltarak infertiliteye neden olur.
Antibiyotik tedavisi yararlı mıdır?
İnfertilite nedeni olarak enfeksiyonlar düşünüldüğünde antibiyotik tedavisi yararlıdır. Enfeksiyon etkeni mikroorganizmalar tespit edilerek uygun antibiyotikler verilmelidir. Bu enfeksiyonların tedavisinde üreme organlarına geçen ve bu organlarda yüksek konsantrasyonlara ulaşabilen antibiyotikler tercih edilmeli ve eşler beraber tedavi edilmelidir.
Hormon ilaçlarının kullanılması sperm sayısını arttırır mı?
Hormon tedavisi ancak hormon eksikliği tespit edildiğinde önerilir. Hormon düzeyleri normal olan hastaların hormon ilaçları kullanmasının etkileri tartışmalıdır.
Aşılama nedir, nasıl yapılır?
Erkek eşten alınan meni özel yöntemler ile hazırlanarak, hareketliliği fazla ve yapısı normal olan spermlerden zengin hale getirilir. Hazırlanan spermler kadının vajinasına yerleştirilen ince bir katater ile rahim içine verilir. Bu işlemden önce kadın eş yumurtalıklarının uyarılması için ilaç kullanabilir. Bu uygulama ile çoğul gebelik ihtimali artar. Kadın eşe ilaç kullandığı süre içinde ultrasonografik incelemeler yapılarak yumurta gelişimi izlenir ve yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm�ye ulaştığında hCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 34-38 saat sonra aşılama yapılır. Aşılama yapılırken meninin hazırlanmadan kullanılması sakıncalıdır. Bu durum kadında alerjik reaksiyonlara, enfeksiyonlara ve ağrıya neden olabilir.
Kısırlaştırma ameliyatı geçirmiş bir erkek tekrar çocuk sahibi olabilir mi?
Mikrocerrahi yöntemler ile kanallar düzeltilerek birçok erkek tekrar çocuk sahibi olabilir. Fakat kısırlaştırma ameliyatının üzerinden çok uzun zaman geçtiği durumlarda erkekte sperme karşı antikorlar geliştiği ve bu antikorlar spermi hareketsizleştirdiği için cerrahi tedavi ile bu erkeklerin çocuk sahibi olmaları mümkün olmayabilir. Günümüzde yardımcı üreme tekniklerinden yararlanılarak bu kişiler kolaylıkla çocuk sahibi olabilir.
Sperm kanalları tıkalı olan erkekler çocuk sahibi olabilir mi?
Cerrahi ile bu tıkanıklıklar açılabilir, yapılan cerrahinin başarısı tıkanıklığın yerine bağlıdır. Günümüzde testislerden biyopsi ile alınacak küçük parçalardan elde edilen spermler ile mikroenjeksiyon yapılarak bu erkekler çocuk sahibi olabilir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Varikosel Hastaliği Nedir?,Nedenleri,Tedavisi Nasıl Yapılır

VARİKOSEL
Varikosel; erkeklerde, torbalardaki ( testislerdeki ) toplardamarların genişleyip varisleşmesi sonucu içerisinde kan birikmesiyle oluşan bir hastalıktır.
Genelde 20 yaşından sonra ortaya çıkar. Kısırlık problemi çeken erkeklerin yarısında varikosel vardır. Sonradan kısır olan erkeklerde ise bu oran çok daha fazladır. Yani şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki; varikosel kısırlığa yol açan ciddi bir hastalıktır.
Varikosel, yüzde 90 oranında sol testiste görülür. Sağ testiste ya da her iki testiste görülme olasılığı düşüktür. Fakat bir tarafta ortaya çıkan varikosel, daha sonra diğer tarafı da etkilemektedir.
Genelde sol tarafta görülmesinin sebepleri arasında; sol testisin daha yukarıda olması, bulunduğu pozisyon açısından kanı rahat boşaltamaması, solda basıncın daha fazla olması, sol toplardamarın daha uzun olması yer alır.

VARİKOSEL NASIL ORTAYA ÇIKAR?
Normalde testislerdeki (torbalardaki) toplardamarlarda, kanın geri akımını engelleyen kapakçıklar vardır. Bu kapaklar sayesinde kan geriye dönmeden tek bir yönde akar. Bu kapakçıklarda ortaya çıkan bir problem bu damarlardaki kanın geriye doğru basınç yapmasına yol açar ve kan birikmesi görülür. Bu birikme sonucu, damarlar genişler ve varis ortaya çıkar. Sol taraftaki toplardamarın, ana damara boşaldığı yer diktir. Bu yüzden kan, rahat boşalamaz. Sol testiste görülmesinin sebeplerinden biri de budur. Bu kan basıncı dolayısıyla testislerde ağrı görülür.

VARİKOSELİN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Varikosel hastalarının bir kısmında hiç bir şikayet yoktur. Hastalık, ancak yapılacak muayene ve tetkikler sonucunda belirlenebilir. Bir kısım hastada ise belirgin şikayetler vardır.
Bu hastaların testislerinde, sürekli sancı şeklinde bir ağrı vardır. Bu bölgede ağırlık hissi görülür. Uzun süre ayakta durunca ağrı artar, uzanınca ise azalır.
Sıcak havalarda ya da ayakta dururken, testislerdeki damarlar belirgin bir hal alır. Torbaların çekildiği hissi uyanır. Varikosel ilerlediğinde, testisler küçülür ve yumuşar.

VARİKOSEL NE GİBİ SORUNLARA YOL AÇAR?
Varikosel, sperm üretiminin bozulmasına yol açarak kısırlığa sebep olmaktadır. Bu konuda bazı teoriler geliştirilmiştir; fakat kesin olarak varikoselin nasıl sperm üretimini bozduğu açıklanamamıştır.
İnsanda sperm hücreleri 35 derece sıcaklıkta gelişir. Vücut ısısının tek farklı olduğu yer testislerdir. Normalde vücut ısısı 36.5 derecedir. Varikosel sonucu bu ısı değişir. Sperm hücrelerinin üretimi bozulmaya ve hücre sayısı azalmaya başlar.
Bir diğer sorun ise,kan birikmesi sonucu (testis çevresinde) göllenme meydana gelmesidir. Bu kan birikmesi hücrelerin hareketini kısıtlar ve kandaki hormonlarla temas eden testisteki hücreler hasara uğrar.
Ayrıca bu hastalık, bazı kişilerde kısır olma korkusu nedeniyle, psikolojik sorunlara yol açar. Tedavisi olduğundan dolayı böyle bir korkuya gerek yoktur.

VARİKOSEL TANISI NASIL KONUR?
Öncelikle üroloji uzmanına muayene olmanız gerekmektedir. Sizin vereceğiniz bilgiler doğrultusunda (testislerde şişlik ve ağrı olması gibi şikayetler) ve yapılan ilk muayenede genişlemiş damarların hissedilmesi ile tanı konabilir. Bu şekilde teşhisin konmadığı daha hafif seyreden vakalarda ultrasonografi yöntemi tercih edilir. Daha sonra sperm tahlili ile hastanın sperm hücrelerinin yapısı ve sayısı incelenir. Herhangi bir bozukluk varsa tespit edilir. Bunun için, hastaya 3-4 gün cinsel ilişkide bulunmaması belirtilir.

VARİKOSEL TEDAVİSİ
Varikosel hastalığının tedavisi ameliyattır. Kısırlık problemi olanlara, yapılan tahlil sonucu sperm üretiminde bozukluk olanlara ve testisi küçülen kişilere uygulanır. Ne kadar erken teşhis edilirse tedavi o kadar etkili olur. Varisli damarlar bağlanır ve testisin üzerindeki birikmiş damarlar çıkarılır. Kolay bir ameliyattır. Lokal anesaaai uygulanır. Hastaya tamamen narkoz verilmesine gerek yoktur.
İlerlemiş varikosellerde, kasık bölgesinden girilerek ameliyat yapılır. Hastaya narkoz uygulanır. Ameliyattan sonra 3 ay içinde sperm üretimi düzelmeye başlar. 5.- 6. aylarda yapılan sperm tetkikleriyle hastalığın ne kadar düzeldiğine bakılır. Ameliyatın başarılı bir sonuç verme ihtimali yüzde 75'lerdedir. Yeni gelişen ameliyat teknikleriyle de ameliyat sonrası oluşacak etkiler en aza indirilmektedir. Hastaların yarısı ilk 1-2 yıl içinde çocuk sahibi olabilmektedir. Şunu yine de unutmamak gerekir; her hastada ameliyat olumlu sonuç verecek diye bir şey yoktur.
Varikoselden korunmak için dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. Testislerin hareketini kısıtlayan dar ve sert pantolonları tercih etmemekte fayda vardır. Kot pantolon testislerin ısısını bozabilir. Çünkü testislerin hem havalanmasını engeller; hem de yazın sıcak, kışın soğuk tutar.
Fazla ayakta durmak da varikosel için bir risktir. Testislerde kan akımının rahat olması gerekir. Ayakları yükseğe koyarak yatmak faydalıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Prostat Nedir,Prostatın Belirtileri,Nedenleri Nelerdir?,Tedavisi

Prostat, erkeklerde idrar kesesinin altında bulunan küçük bir salgı bezine verilen isimdir. Prostat, yalnız erkeklerde bulunur. Görevi meni sıvısının büyük bir kısmını salgılamaktır. Genç erkeklerde prostat bir ceviz büyüklüğündedir; ancak, genellikle erkek 40 yaşlarının sonuna ve elli yaşlarının başına geldiğinde prostatı büyüyebilir.
Bir çok erkek için bu bir sorun değildir. Bazı erkeklerde prostat büyümesi idrar yoluna baskı yaptığı için idrar yaparken zorluk çekilir. Sorunlar arasında gece yarısı idrara çıkmak için yataktan kalmak ve sık sık idrar yapmak sayılabilir. İdrarın akışı eskiye oranla yavaşlamış olabilir, idrar yapmak için zorlanmak gerekir ve idrarın belli başlı kısmı aktıktan sonra hala damla damla idrar gelebilir. Bir de, kişi idrar yaptıktan sonra idrar kesesini hala tamamen boşalmamış gibi hissedebilir.
Bazı erkeklerde büyüyen prostat ameliyatla küçültülür ve normal idrar yapmak mümkün olur. Prostat ameliyatı için dört gün kadar hastanede yatmak gerekebilir. Prostat ameliyatı genellikle erkeğin cinsel isteğini veya cinsel gücünü etkilemez ama cinsel ilişki sırasında meni idrar torbasına boşaldığı için baba olma yeteneği kaybolur. Bu zaten daha önce istediği kadar çocuk sahibi olmuş olan ve yaşlanmış erkekler için bir sorun olmaz.
Sorun olduğunda utanmanın yararı yoktur; kişinin doktorunu görmesi önemlidir. Bir çok vakada sorunlar prostat büyümesinden kaynaklanır. Bu da can sıkıcı olmakla birlikte ciddi değildir. Ancak bazen belirtiler yaşlı erkeklerde yaygın olarak görülen prostat kanserinin belirtileri olabilir. Bu kanser, genellikle, başarıyla tedavi edilebilir.
Bazı kanserlere nelerin katkıda bulunduğu bilinmektedir.
Örneğin, sigara içmek akciğer kanserine neden olabilir. Ancak prostat kanserinin nedenleri bilinmemektedir. Henüz kanıtlanmayan bazı bulgulara göre, aşırı yağlı gıdalar prostat kanseri riskini arttırmaktadır.
Ancak ailesinde yakın bir akrabasında ( hem anne hem de baba tarafında baba, erkek kardeş veya büyük baba gibi) prostat kanseri görülen kişiler için risk iki kat artmaktadır. Birden fazla yakın akrabasında prostat kanseri görülen erkeklerde risk oranı daha da artmaktadır.
40 yaşını geçen ve ailesinde prostat kanseri görülen erkekler düzenli olarak doktorlarını görerek prostat muayenesi yaptırmalıdır. Prostat kontrolu, rektumdan (makat) yapılan bir muayene ve basit bir kan tahlilinden ibarettir. 50 yaşını geçen bir erkek prostat kanserinden kuşkulanıyorsa doktora giderek muayene olmalıdır.
Kanser ve prostat büyümesinden başka prostatı etkileyen bir sorun daha vardır. Bu daha çok genç erkeklerde görülür. Prostat iltihabı denilen bu hastalığın belirtileri sık sık idrar yapmak ve testislerde ve meni boşalırken sancı duymaktır. Prostat iltihabı kolaylıkla tedavi edilebilir.

Prostat bezinin yanından penise giden ve peniste sertleşmeyi kontrol eden bir grup sinir lifleri geçer. Ameliyat sırasında bu sinirler zedelenip sonuçta peniste sertleşme güçlüğü (impotans) gelişebilir. Son yıllarda bu ameliyat sırasında bu sinirleri koruyucu teknikler geliştirilmiştir. Ancak bu sinirleri koruyucu yöntemlerin uygulanabilmesi tümörün boyutuna ve prostat içerisindeki yerleşimine bağlıdır. Eğer radikal prostat ameliyatı size bir seçenek olarak sunulmuşsa kararınızı verirken bu olasılığı akılda tutmanızda yarar vardır.

Ancak, impotans gelişse bile günümüzde bunu değişik yöntemlerle tedavi etmek mümkündür.

Prostat Kanseri Nedir?

Bütün vücut dokularında hücreler kendilerini belirli bir kontrol mekanizması içerisinde yenilerler. Böylece zedelenen doku tamir edilir, yenilenir. Kontrol dışı çoğalan hücreler tümör adı verilen hücre topluluklarını oluşturur. Bazı tümörler büyümelerine karşılık köken aldıkları dokuda sınırlı kalırlar ve komşu organlara ilerlemezler. Bunlara benign (selim, iyi huylu) tümörler denir. Diğer bir kısmı ise sadece büyümekle kalmayıp komşu organlara uzanma ve onları da tahrip etme potansiyeline sahiptir. Bu tür tümörler kan ve lenf dolaşımı ile köken aldıkları yerlerden uzaktaki organlara da sıçrayabilirler. Bu tür tümörlere malign (habis, kötü huylu) tümör yada kanser denir. Kanser hücreleri köken aldıkları malign tümörden ayrılabilir, vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Bu şekilde köken aldıkları organ dışına sıçramış ve oralarda büyümekte olan tümörlere metastaz denir.

Prostat Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

Prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırıcılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel faktörlerin etkisi olabileceğini düşünürken, bir başka grup araştırıcı prostat kanserinin genetik (kalıtsal veya ailevi) nedenlerle gelişebileceğini öne sürmektedir. Nedeni ne olursa olsun, prostat kanserinde bugün için kabul edilen en önemli risk faktörü yaşlanmadır. Prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra artmaya başlar.

Sizde Prostat Kanseri Olabilir

Eğer siz ya da ailenizden biri 50 yaş üzeri bir erkek ise kendiniz için yapabileceğiniz ya da o aile üyesine önerebileceğiniz en önemli şeylerden birisi prostat kanseri açısından incelenmektir. Prostat kanseri erkeklerde en sık saptanan kanserdir ve kansere bağlı ölümlerin ikinci sık nedenidir.

Kim Risk Altındadır?

Eğer yeterince uzun yaşarsa hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme riski artar. Prostat kanserlerinin %85'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri gelişebilir. Henüz bilemediğimiz nedenlerden ötürü Afrika kökenlilerde prostat kanseri gelişme riski daha yüksektir. Asya kökenliler bu açıdan daha düşük risk taşımaktadırlar.

Prostat kanseri genellikle çok yavaş büyür. Yıllarca hiç belirti vermeyebilir. Bir çok erkek prostat kanseri olduğunu öğrenemeden başka hastalıklar sebebiyle ölür. Diğer taraftan bir kısım hastada ise prostat kanseri erken, orta ya da geç dönemde iken saptanır.

Prostat kanseri erkeklerdeki en sık kanserdir ve çok sinsi seyreder. Maalesef bir çok hastada hiç bir belirti vermeyebildiği gibi hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 50 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve izleyen yıllarda da düzenli kontrolden geçmeleri çok önemlidir.

Prostat kanserinde tedavinin amacı yaşamı uzatmak ve ailenin ve toplumun aktif bir üyesi olarak yaşanmaya değer hale getirmektir. Ancak hastalık ilerledikçe başarılı tedavi tanımı değişir. Erken evredeki prostat kanserinin başarılı tedavisi genellikle bunun kesilip çıkartılması ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılması ile özdeştir. Buna karşın ilerlemiş prostat kanserinintedavisi ise yakınmaların ortaya çıkışının geciktirilmesi ve ya engellenmesi (bazen yıllarca) anlamına gelir. Bu nedenle prostat kanserinin tam olarak tedavisi hastalığın erken dönemde yakalanması ve uygun biçimde tedavi edilmesi ile mümkündür.

Bilinçli ve bilgili olmak başarılı tedavinin birinci basamağını oluşturur. Bu kitapçık prostat kanseri ve tedavi seçenekleri konusunda sizi bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır. Öncelikle bilmeniz gereken konu tüm erkeklerin risk altında olduğu; prostat kanserinin başarı ile savaşıp yenebileceğiniz bir hastalık olduğu ve bu hastalık için tedavi alırken bile aktif yaşantınızı sürdürebileceğinizdir. Ayrıca tetkik edilmenin şart olduğu da kavramanız gerekir, çünkü tedavi edilmeden önce sizde hastalık olup olmadığının bilinmesi gerekir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Erkek Sağlığı,Erkeklerde Karşılaşılabilecek Sorunlar

İşkoliklerin” büyük bölümünün, cinsel hayatlarındaki mutsuzluğu tolere etmeye çalıştığını ortaya çıktı.Almanya’da yapılan bir araştırma, çalışma sürelerini kendi rızalarıyla uzatan “işkoliklerin” büyük bölümünün, cinsel hayatlarındaki mutsuzluğu tolere etmeye çalıştığını ortaya koydu.

 

Eklem kıkırdağı sert ve elastik bir örtü biçiminde eklemlerdeki kemik uçlarını kaplar ve iki kemiğin birbiri üzerinde yumuşak ve sürtünmesi en aza indirgenmiş biçimde hareketini sağlar. Bununla beraber eğer eklem kıkırdağı darbe veya kullanıma bağlı olarak zarar görürse vücudun diğer dokuları gibi hızlı ve tam olarak iyileşemez.

 

İlk cinsel deneyim, sonraki cinsel yaşamda en önemli belirleyici etkendir. İlk başarısızlıklar çiftin bütün cinsel hayatına yansır.Balayı İmpotansı adı verilen ve halk arasında ilk gece korkusu olarak bilinen durum, yeni evlenen bazı çiftlerin ilk cinsel girişim denemelerinde başarılı olamamasıdır. Bu sorunu iki yönde incelemek gerekir…

 

Grip ayları bunlar! Tedavi edilmediği takdirde bağışıklık sistemini zayıflatarak ölüme neden olabilecek gribi önlemenin yolu, grip aşısı yaptırmak.Küresel ısınmanın ve etkilerinin yeni mikroplar çoğaltarak olası grip salgınlarını daha da arttıracağını belirten Kadıköy Şifa Hastanesi doktorlarından dahiliye uzmanı Dr. Deniz Hızlıbacak;

 

Erkek infertilitesi vakasında en sık görülen nedenlerin başında Varikosel geliyor. Memorial Hastanesi Üroloji Bölümü Başkanı, Prof.Dr. Kemal Sarıca “Varikosel ve kısırlık ilişkisi” ile ilgili bilgi verdi.Varikosel, skrotum adı verilen yumurtalık torbalarında ve yumurtalıkların etrafında oluşan genişlemiş varisli damarlardır.

 

Hem erkeklerde hem kadınlarda, cinsel temas ile bulaşan en yaygın hastalıklardan bir tanesi olan Human Papiloma Virüs (HPV), Türkiye’de son on yılda büyük artış gösterdi. Son dönemde özellikle HPV aşısıyla gündeme gelen ve kadınların dikkatini çeken hastalık, erkekleri de ilgilendirdiği halde bu konuda pek fazla şey bilinmiyor.

Yorum (yok) Yorum yaz!

  YASAL UYARI: sagliginonemi.blogcu.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik internetten araştırılarak derlenip hazırlanmış olup, sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. sagliginonemi.blogcu.com sağlıkla ilgili konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden sagliginonemi.blogcu.com sorumlu tutulamaz. Sitemizdeki bilgi ve belgeler kesinlikle ticari amaçlarla kullanılamaz. Diğer maksatlarla kullanmak için de izin alınması gerekir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilgi ziyaretçi tarafından, doktoruna danışılarak kontrol edilmelidir. .