İnsülin nedir ve insülinin rolü

1.1. İnsülin ve insülinin rolü

İnsülin pankreas denen guddenin ürettiği bir hormondur. İnsülin kandaki glikozun enerji olarak kullanılabilmesi için vücut hücrelerine, örneğin kaslara girmesini sağlar. Şeker hastalığı halinde, pankreas kafi miktarda insülin üretmediği için kandaki glikoz oranı normal seviyede tutulamaz. Vücüdun yardıma ihtiyacı vardır ve bu insülin verilmesini gerektirebilir. Tüm insülin tedavileri kandaki glikoz oranını azaltır. Beş çeşit insulin mecvuttur ve sizin için hangisinin uygun olacağını doktorunuzla görüşmelisiniz. Hatırlanması gereken noktalar:

Kullanılan insülinin hazırlanma şekli ve günlük dozu.

İnsülininizin maksimum etkileme zamanı ve bu etkinin ne kadar süreceği.

İğnelerin ve yemeklerin düzenli zamanlanmaları.

Yaşantınızda, çalışma saatlerinizde, fiziksel faaliyetlerinizde veya yemek zamanlarınızdaki herhangi bir değişikliği profosyonel sağlık görevlinize bildirin.

1.2. İğne Yapmak ve İğneler

Her gün iğne yapma işlemi zamanla alışkanlık haline gelir.

Doktorunuz veya şeker hastalığı hemşiresi eğiticisi tedaviniz hakkınkdaki suallerinizi cevaplandırırken, düzgün iğne yapma ve doz ölçme tekniklerini de öğretir.

Özel durumlar ve kişilerin ihtiyaçları için planlanan bir çok çeşit iğneler ve iğne yapma yöntemi mevuttur.

 

 

 

Nasıl yapılacağı bilinirse iğneler yüzünden morarma, şişme ve diğer tepkiler önlenebilir.

Kan glikozunuzu düzenli olarak izlemeniz gerekir. Bu, yapılan tedavinin yaramasını ve olabilecek komplikasyonların önlenmesini veya gecikmesini garantiler.

Düzenli kan glikozu oranını izlemeniz, mutlu ve eğlenceli bir hayat sürdürmeyi başarmanızın faal bir bölümünü teşkil etmeli ve sizin için bu bir problem olmamalı.

Kan glikozunun testi hakkında sürekli olarak sualler sorun ve kendi tekniğinize güvenip rahatlayıncaya kadar kan testi pratiği yapın.

İnsan hatası ve alet bozukluğu dahil - birkaç faktör - test sonucunuzun güvenilirliğini etkileyebilir.

Kayıt defterinize sonuçlarınızı kaydedin ve şeker hastalığı danışmanlarına gittiğinizde yanınızda götürür.

 

 

1.3.1. Kan Glikozu Testi Kılavuzu

Kan glikozunu kendi kendinize izlemek, kanınızda ne miktarda şeker olduğunu ölçmek için bir yöntemdir. Bu, parmaktan alınan bir damla kanla yapılır. Kan, kan glikoz makinasınca okunacak bir şerit üzerine konur. Bir çok makina çeşitleri mevcuttur. Sizin için en uygun olanı hakkında doktorunuzun veya Şeker Hastalığı hemşirenizin tavsiyesini almanız önerilir. Makinanın nasıl kullanılacağının yetkili bir kişi tarafından size öğretilmesi gerekir.

 

 

Niçin test yapmalıyım?

Şeker hastalığınızı kontrol altında tutmanızı sağlar.

Tedavinin yarayıp yaramadığını gösterir.

Kanınızdaki şeker seviyesinin çok yüksek mi, yoksa düşük mü olduğunu görebilirsiniz.

Yiyecek ve fiziki faaliyetlerin kan şekerinin oranına olan etkilerini gösterir.

Bu size ve sağlık ekibinize, şeker hastalığınızın kontrol altında tutulabilmesi için gerekli olan bilgileri sağlar.

 

 

 

 

Ne zaman test yapmalıyım?

Kan glikozu testi yemeklerden önce veya yemeklerden iki saat sonra yapılabilir. Ne zaman ve ne aralıklarla test yapmanız gerektiğini doktorunuza veya şeker hastalığı hemşirenize sorun. Aşağıdaki durumlarda sık sık test yapın:

Kan glikoz seviyemin ne olması gerekir?

 

 

 

Normal kan şekeri 3.5 ile 8 mmol/l civarında olmalıdır. Çoğu zamanlar 8 mmol/l’den daha düşük olması hedef alınmalı.

YEMEKLERDEN ÖNCE

 

YEMEKLERDEN 2 SAAT SONRA

 

 

İDEAL ORTA ZAYIF

 

 

4-6 mmol/l 6-8 mmol/l 8 veya daha fazla

 

 

8 mmol/l’a kadar 10 mmol/l’a kadar 10 veya daha fazla

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çocuklaklarda Diyabet ve özellikleri, Şeker Hastalığı Nedir,Teda

Günümüzde insülin pompaları avuç içi büyüklüğünde ve cep telefonu gibi bele takılabilmektedir.

İnsülin pompası nedir?
Insülin pompa tedavisinin esası taşınabilir bir elektro mekanik pompa aracılığıyla deri altına sürekli insülin vermeye dayanmaktadır. Günümüzde insülin pompalan avuç içi büyüklüğündedir ve cep telefonu gibi bele takıl abilmektedir. Pompaya bir kartuş içinde kısa veya hızlı etkili insülin analogları konmaktadır. Pompaya bağlanan bir kateter karın derisine yerleştirilmekte, bu katater 3 günde bir değiştirilmektedir.

Şu andaki insülin tedavileri yeterli değil mi?
İnsan pankreası iki şekilde insülin salgılamaktadır: sürekli insülin salgısı ki buna bazal insülin salgısı denmektedir ve yemek sonrası pik yapan insülin salgısı. Kan şekeri, bu iki şekilde salgılanan insülin ile dengelenmektedir. Pompa kullanmayan hastalar, günde 3 kez kısa veya hızlı etkili insülin yaparak yemek sonrası kan şekeri yüksekliklerini önlemekte; gece NPH veya Glargine insülin yaparak gün boyu sürecek insülin etkisi (bazal insülin) elde etmeye çalışmaktadırlar. Bununla birlikte özellikle NPH kullananlarda bu insülinin pik etkisi nedeniyle 6-8 saat sonra kan şekeri düşüklükleri yaşanmakta, ayrıca sabaha karşı insülin etkisi azalmaktadır. Bütün bunların yanın da deri altına depo şeklinde (ömeğin20 ünite) Verilen insülin her zaman aynı şekilde kana karışmamakta, bu da kan şekeri dalgalanmalarına neden olmaktadır.

İnsülin pompasının avantajları nelerdir?
İnsülin pompasının en önemli avantajı pankreasa daha benzer bir şekilde insülin vermeyi mümkün kılmasıdır. Pompa. tedavisine başlanırken günlük İilsülin dozu % 30 azaltılmakta ve toplam dozun yarısı 24 saate bölünerek sürekli bazal insülin verilmektedir. Ayrıca sabaha karşı kan şekeri yüksek olanlarda gece 03.00'dan sonraki bazal hız artırılabilmektedir. Bir başka deyişle gün içindeki ihtiyaçlara göre bazal hız ayarlanmaktadır. Bu şekildeki sürekli infüzyon ile deri altına az miktarda insülin verildiğinden emilim daha iyi ve sabit bir hızla olmaktadır. Yine pompaya kumanda ederek istenen miktarda insülin, yemek öncesi bolus olarak verilebilmektedir. Pompa ile normal bolus, geciktirilmiş bolus, bölünmüş bolus, çift dalga bolus gibi seçenekler kullanılarak farklı hızlarda bolus insülin verilmektedir.

Pompa suni pankreas mıdır? Yararları nelerdir?
Öncelikle pompa suni pankreas (kan şekerini ölçen ve buna göre insülin veren) bir alet değildir. Pompa yalızca daha fizyolojik biçimde insülin vermeye yaramaktadır. Pompa kullanan çocukların günde 4-6 kez kan şekeri ölçmeye devam etmeleri gereklidir. Pompa kullanan hastaların HbAlc'lerinde hafif bir düzelme olduğu(ortalama %0.5), ama esas önemlisi kan şekeri düşüklüğü sıklığında % 50-80 azalma olduğu bildirilmektedir. Ayrıca sabah kan şekeri yüksekliği olan çocuklarda bu sorunun çözümüne katkıda bulunmaktadır.

Bütün Tip 1 diyabetli çocuklar pompa kullanmalı mı?
Şu anda kullandıkları insülin tedavi rejimleri ile kan şekeri dengeleri iyi ve HbAlc < % 7 hastaların pompa kullanmasına gerek yoktur. Pompanın aile ve çocuklardan daha fazla katkı ve çaba istediği unutulmamalıdır. Genel olarak sık şiddetli kan şekeri düşüklüğü yaşayan veya hipoglisemiyi hissetmeyen, şu andaki yöntemlerle kan şekeri dengeleri kötü seyreden, Değişik insülin pompalan ve insülin pompası taşıyan bir çocuk sabah kan şekeri yüksekliği ile baş edilemeyen ve oynak diyabeti olan çocuklarda pompa tedavisi önerilmektedir

Pompa için yaş sınırı var mı? Tedaviye başlamak için hangi aşamalardan geçilir?
Son yıllarda küçük çocuklarda da pompanın etkili olduğu belirtilse de genel olarak 10 yaşından büyük çocuklara pompa tedavisi önerilmektedir. Pompa tedavisi başlamadan önce 3-6 ay çoklu doz insülin tedavisi uygulaması ve günde 4 kez kan şekeri bakması, insülin dozlarını ayarlayabilme ve besinlerdeki karbonhidrat miktarını sayabilme yeteneği kazanması gereklidir. Hasta ve ailelerinin en az 3 günlük pompa kursundan geçmesi ve tedavinin hastane koşullarında başlanması önerilmektedir. Pompa kullanan merkezlerin hastalarına 24 saat hizmet sunabilmesi gereklidir.

Pompa hiç çıkarılamaz mı?
 Pompa tedavisi esnek bir yaşam tarzı sağlamakla birlikte pompanın 24 saat vücudunuza takılı kalması gereklidir. Pompa ancak 30 dakika vücuttan ayrılabilir. Bu durum bazı çocuklara itici gelebilmektedir.

Pompa takınca bütün sorunlarımız bitecek mi?
Daha önce de söylediğimiz gibi pompa mucize yaratacak bir tedavi yöntemi olmadığı gibi hasta ve ailelerden daha fazla çaba istemektedir. Bu nedenle pompa ancak ihtiyacı olan seçilmiş hastalarda kullanılmalıdır. Pompanı ancak motive çocuklara takılması gerektiği unutulmamalıdır.

Pompa tedavisi masraflı mı? Ülkemizde pompa kullanılıyor mu?
Günümüzde insülin pompaları 3000- 5000 ABD Dolarına satılmaktadır, ayrıca yılda 1500 dolar kadar sarf malzemesi (kateter vs) gerekmektedir. Bu nedenle normal insülin tedavilerine göre daha pahalıdır. Ülkemizde pompa tedavisi uygulayan  merkezler vardır, yakında Sağlık Bakanlığı'ndan onaylayarak yeni bir pompa piyasaya sürülecektir. Ülkemizde ancak özel rapor alındığında sosyal güvenlik kuruluşları tedavi masraflarına katkıda bulunmaktadır

Hazırlayan:Prof. Dr. Şükrü Hatun
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı

Yorum (yok) Yorum yaz!

Diyabet nedir?İnsülin Direnci Nedir?İnsülin Direncinin Sonuçları

Diyabet Hastalığı

İnsülin Direnci Nedir?
İnsülin direnci, hedef dokuların (kas, karaciğer ve yağ dokusu) insüline olan cevabının azalmasıdır. İnsülin direncinin, tip 2 diyabetin gelişmesinin altında yatan primer defektlerden biri olduğu düşünülmektedir. Tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık %85"inde insülin direnci vardır.
İnsülin direncinin genetik komponentlere bağlı olduğu düiünülmektedir. Ancak obezite, yaşlanma ve sedanter yaşam biçimi gibi edinilen faktörlerin, insülin direncinin gelişimine ve sonuçta tip 2 diyabete katkıda bulunduğuna inanılmaktadır.
İnsülin direnci, kas ve yağ dokusuna glukoz alımını bozar ve karaciğerin glukoz üretimini arttırır.
İnsülin Direncinin Sonuçları
* Karaciğer, kas ve yağ dokusuna glukoz alımı azalır.
* Karaciğer tarafından glukoz üretimi artar.
* Bunun sonucunda kan şekeri yükselir (hiperglisemi oluşur).
İnsülin direnci, insüline bağımlı glukoz alımında ve kullanımındaki bozukluk, glukozun kas ve karaciğerde glikojen şeklinde insülin-bağımlı depolanmasında azalma olarak kendini göstermektedir.
İnsülin direncine reseptör düzeyinde defektler neden olmaktadır. Post-reseptör insülin direnci, anormal sinyal transdüksiyonu ile ilişkilidir. Reseptör düzeyinde insülin direncine, azalmış reseptör sayısı ya da insülinin bağlanmasındaki azalma neden olmaktadır. Pre-reseptör insülin direnci, tipik olarak anormal insülin ya da anti-insülin antikorlarının sonucudur. Böylece insülin, insülin reseptörlerine bağlanamaz ve insülin yanıt dizisi başlamaz.
İnsülin Direnç Sendromu Nedir?
Diyabetik olmayan bireylerde, insülin direncinin, ileride gelişebilecek tip 2 diyabetin önceden tahmin edilebilmesinde önemli bir rolü vardır. Buna ek olarak insülin direnci, artan kardiyovasküler risklere işaret olarak kabul edilen, metabolik bozukluklarla birliktelik göstermektedir.
"İnsülin Direnç Sendromu" veya "Sendrom X" olarak bilinen bu durum, hiperinsülinemi, hiperglisemi, hipertansiyon ve dislipidemiyi (düşük HDL düzeyleri, artmış serbest yağ asidi düzeyleri ve hipertrigliseridemi) içermektedir.
İnsülin direnci sendromuyla birlikte olan bu metabolik bozuklukların ve hipertansiyon ile dislipidemi gibi makrovasküler durumların,aynı zamanda tip 2 diyabetli hastalarda kardiyovasküler komplikasyonlar için bağımsız risk faktörleri olduğu gösterilmiştir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Zayıflatan iğne,Kilo vermek İçin İğne Geliştirildi

Stresin kilo aldırdığını saptayan bilim adamları, bu bilgiden yararlanarak göbekteki yağ oranını düşürüp vücudu şekillendiren bir ilaç geliştirdi.

ABD'li bilim adamları, istenmeyen vücut yağlarını ameliyata gerek olmadan ortadan kaldıran bir ilaç geliştirdi. Özellikle göbek civarında biriken yağları eriten ilaç, enjeksiyon yoluyla vücuda veriliyor ve bu bölgedeki yağ oranını yüzde 40 düşürüyor. İlaç obeziteyi durdurmasa da vücut hatlarını yeniden şekillendiriyor.

Washington'daki Georgetown Üniversitesi'nden bilim adamları söz konusu ilacı, bir "stres-obezite" deneyi sonucu geliştirdi.

"Stres altındaki farelerin, stressiz farelerle aynı kaloriyi almalarına" karşın kilo aldığını gözlemleyen uzmanlar bundan vücudun kendi ürettiği Y2R adlı kimyasalın sorumlu olduğunu keşfetti. Y2R'Yİ bloke eden bir ilaç verilen stres altındaki farelerin göbek yağları yüzde 40 oranında azaldı. Buluşla ilgili olarak konuşan plastik cerrah Stephen Baker da "Bu ilaç istediğiniz her şeyi yiyip sonra film yıldızı gibi olmayı garanti etmiyor ama daha sağlıklı olmanıza yardımcı oluyor" dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Diyabet hastalığı nedir,Türkiyede diyabet hastalığı hangi boyutl

Ortalama insan ömrünü kısaltan diyabet, tüm kronik hastalıkların ana kaynağı konumuna geliyor.

Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz, dünyada 240 milyondan fazla diyabetli yaşadığını, 1 milyar kişinin hastalık riski taşığını belirterek, "Diyabetin son 20 yılda hızla artmasının nedeni yüksek teknolojik gelişmelerdir" dedi.
        
Yılmaz, Antalya’da düzenlenen 43. Ulusal Diyabet Kongresi’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, diyabet görülme sıklığının hızla arttığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler’in, tüm ülkelerin işbirliği yaparak diyabetle mücadelede sağlık politikası geliştirilmesini istediğini belirten Yılmaz, "Uluslararası Diyabet Federasyonu, dünyada 240 milyondan fazla diyabetli yaşadığını ve diyabetin global bir sağlık felaketi olduğunu açıkladı" diye konuştu.
 
Bu sayının 2020 yılında 300 milyonu aşmasının beklendiğini ifade eden Yılmaz, hastalığın ortalama insan ömrünü kısaltan tüm kronik hastalıkların ana kaynağı konumuna geldiğini ifade etti.
        
Dünyada diyabetli hasta sayısının iki katı hastalık riski bulunan insan olduğunu belirten Yılmaz, "Diyabet 1 milyar insanı doğrudan ya da dolaylı etkiliyor. Unutulmamalıdır ki diyabet, dünyada bir numaralı ölüm nedeni olan kalp ve damar hastalıklarının ana kaynağıdır" dedi.
        
Teknoloji hasta ediyor


Diyabetin gelişimine zemin hazırlayan çevresel faktörlerin, baş döndürücü hızla gelişen teknoloji ve bu teknolojinin insan yaşamına getirdiği pasif yaşam tarzından beslendiğini vurgulayan Yılmaz, diyabetin son 20 yılda hızla artmasının nedeninin yüksek teknolojik gelişmeler olduğunu söyledi. Egzersizden uzak bir yaşam tarzının diyabetin artışının önemli nedenlerinden biri olduğunu dile getiren Yılmaz, "Bu anlamda diyabet, yüksek teknolojiden beslenmektedir" diye konuştu.
        
En büyük risk okullarda

        
Kötü beslenme koşullarının diyabet için önemli risk faktörlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, obezitenin de hastalığın en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurguladı. Buna karşın Türkiye’de okullardaki çocukluk çağı obezitesinin yüzde 20’ye çıktığını ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, diyabetle mücadele için toplumun yaşam tarzının değiştirilmesi gerektiğini kaydetti.
        
İstanbul’da 100 ilköğretim okulunda araştırma yaptıklarını belirten Yılmaz, okulların tamamının kantininde hamburger, kola ve sosis satıldığını, buna karşın 30’unda süt, 12’sinde salata ve 8’in de meyve bulunduğunu söyledi. Yılmaz, "Türkiye’de okullardaki 5 milyon çocuğu kendi ellerimizle fast fooda alıştırıyoruz" dedi.
        
Stresin de hastalığı tetiklediğini belirten Yılmaz, Marmara depreminin yarattığı stresin, deprem olan bölgelerde diyabetli hasta sayısını artırdığını kaydetti.
        
Kilo fazlası çocuklar diyabetli oluyor

Türk Diyabet Cemiyeti Başkanı Prof. Dr. Bağrıaçık da diyabetli sayısının hızla arttığını belirterek, "Türkiye’de 1955 yılında 5 olan diyabetli sayısı bugün 5 milyonu geçti. Bir o kadar da tanısı konulmayan hasta var" diye konuştu.
        
Bağrıaçık, her yıl 180 bin yeni hastanın ortaya çıktığını ve bunların yüzde 18’inde komplikasyonlar geliştiğini söyledi. Bağrıaçık, 2-10 yaş arasında kilo fazlası olan çocukların ileri yaşta diyabet hastası olduklarını ifade etti.
        
2000 yılında doğan çocukların diyabet riski
        
ABD’li endokrinoloji ve metabolizma uzmanı Prof. Dr. Matthew Riddle de diyabetin hiç belirti vermeden ilerleyen ve gelişen en sinsi kronik hastalık olduğunu vurguladı. Riddle, tanı konulan hastaların yüzde 20’sinde göz ile ilgili komplikasyonlar geliştiğini söyledi.
        
Diyabetli hasta sayısının 10 yıl içinde yüzde 30 artacağını ifade eden Riddle, 2000 yılında doğan erkek çocuklarının üçte birinde, kız çocuklarının ise yüzde 39’unda diyabet gelişeceğini kaydetti. Riddle, bu çocukların sağlıklı bireylere oranla yaşam sürelerinin 8 yıl az olacağını ifade etti.
        
Türkiye’de diyabet
        
Türkiye Diyabet Vakfından alınan bilgiye göre, Türkiye’de 2 milyon 600 bini tip 1 olmak üzere 5 milyon diyabet hastası bulunuyor.
        
Diyabet nedeniyle kronik böbrek yetmezliği gelişmiş ve diyaliz tedavisi gören kişi sayısı ise 10 bin... Diyalize giren her 3 hastadan birisi ise diyabetli.
        
Türkiye’de 18 yaş altındaki 15 bin çocukta tip 1 diyabet bulunuyor. Yaşamak için insüline ihtiyacı olan bu çocukların 2 bin 500’ünün sosyal güvencesi bulunmuyor.
        
Tip 1 diyabetli 2 milyon 600 bin hastanın yıllık tedavi harcaması ise 1,1 milyar dolar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

  YASAL UYARI: sagliginonemi.blogcu.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik internetten araştırılarak derlenip hazırlanmış olup, sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. sagliginonemi.blogcu.com sağlıkla ilgili konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden sagliginonemi.blogcu.com sorumlu tutulamaz. Sitemizdeki bilgi ve belgeler kesinlikle ticari amaçlarla kullanılamaz. Diğer maksatlarla kullanmak için de izin alınması gerekir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilgi ziyaretçi tarafından, doktoruna danışılarak kontrol edilmelidir. .