Diş Fırçalama nasıl olmalı,Dişlerimizi nasıl fıçalamalıyız?

 

 

Diş Fırçalama Tekniği

Dişlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırçalamaktır. Diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. En uygun fırça naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırça seçildikten sonra dişler en az günde iki kere düzenli olarak fırçalanır. Diş macunu ağza verdiği hoşa giden koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırır. Diş parlatma tozları diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamalıdır. Aşırı kullanımlar diş sağlığı açısından zararlıdır.
Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Daha sonra fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür.
1. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır.
2. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.
3. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.
Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.
Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir.

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Diş Fırçalama nasıl olmalı,Dişlerimizi nasıl fıçalamalıyız?

Diş Fırçalama Tekniği

Dişlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırçalamaktır. Diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. En uygun fırça naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırça seçildikten sonra dişler en az günde iki kere düzenli olarak fırçalanır. Diş macunu ağza verdiği hoşa giden koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırır. Diş parlatma tozları diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamalıdır. Aşırı kullanımlar diş sağlığı açısından zararlıdır.
Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Daha sonra fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür.
1. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır.
2. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.
3. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.
Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.
Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Hamilelikte diş sağlığı

Hamilelik döneminde diş ve ağız sağlığına dikkat eden hamileler çürük yapan mikroorganizmaları bebeklerine bulaştırmıyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde yapılan araştırmada hamilelik döneminde diş ve ağız sağlığına dikkat eden hamilelerin çürük yapan mikroorganizmaları bebeklerine bulaştırmadıklarının tespit edildiği bildirildi.
        
OMÜ Diş Hekimliği Fakültesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eda Güler, tamamladıkları çalışma hakkında bilgi verdi.
        
Dekan Prof. Dr. Hülya Köprülü başkanlığında yürüttükleri çalışmada 60 gebeyi 30 çalışma, 30 kontrol grubu olarak ayırdıklarını belirten Güler, 30 gebenin hamilelikleri boyunca ağız bakımı yapmadıklarını, çalışma grubuna ise diş sağlığı eğitimi verilerek, diş dolgularının yapıldığını ve düzenli diş bakımı yapmalarının sağlandığını anlattı.
        
"Yaptığımız çalışmada "birincil koruma" olarak adlandırılan gebelere uygulanan koruyucu uygulamaların önemi vurgulanmıştır" diyen Güler, çalışma hakkında şu bilgileri verdi:
        
"Çalışmamız, ağız-diş sağlığı eğitimi verilen, büyük çürüklü dişlerinin dolguları yapılan ve diş macunlarında da bulunan florür ile dişlerine yerel uygulamalar yapılan çalışma grubu gebeleri ve bu uygulamaların yapılmadığı kontrol grubu gebeler üzerinde yürütüldü. Sonuç olarak çalışma grubu gebelerimizin bu uygulamalar sonrası ağızlarında çürük yapan mikroorganizma sayısının azaldığını ve doğumdan sonra bebeklerine bu mikroorganizmaları bulaştırmadığını tespit ettik. Üzücü bir sonuç olarak da kontrol grubu gebelerimizde doğum yaptıktan sonra ağızlarında bulunan çok sayıda çürük yapıcı mikroorganizmaları bebeklerine bulaştırdıklarını belirledik. Bu nedenle anne adeylarının ağız sağlığına verdiği önem doğacak çocukların ağız sağlığı açısından da önemli."
        
Yrd. Doç. Dr. Güler, ağız sağlığına dikkat etmeyen gebelerin doğacak çocuklarının ağız ve diş sağlığını da tehlikeye attıklarını ifade ederek, ağzında çok sayıda diş çürüğüne yol açan mikroorganizma bulunan bebeklerin dişleri çıkmaya başladığında, söz konusu mikroorganizmaların direk dişlere saldırdığını, bu bebeklerin süt dişlerinin kısa sürede çürüdüklerini anlattı.
        
Anneler ve anne adaylarının kendi ağız-diş sağlığı bakımına özen göstererek, çocuklarının ağız-diş sağlığına önemli bir katkıda bulunacaklarına işaret eden Güler,
        
"Henüz dişleri bile ağızda bulunmazken bu mikroorganizmaların dişlere saldırmaya hazır ağızda beklemeleri ağız-diş sağlığı açısından büyük tehlikeyi göstermektedir. Her anne çocuğu için en iyisini ister" diye konuştu.
        
Yrd. Doç. Dr. Güler, birincil korumanın en ucuz, en güvenilir, en akılcı ve en çağdaş yaklaşım olduğunu ifade ederek, yaptıkları araştırmanın bunu ortaya koyduğunu belirtti.
        
Güler, bebeklerin diş gelişiminin anne karnında 3. veya 6. ayda başladığını da hatırlatarak, gebelerin ağız bakımlarına özen göstermelerinin yanı sıra çocuklarının sağlıklı dişlere sahip olması için özellikle A, C ve D vitaminleri, protein, kalsiyum ve fosfor yönünden zengin gıdalarla beslenmeleri gerektiğini de sözlerine ekledi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ağız Kokusunu önlemenin yolları

Kötü ağız kokusu sorunu olanlar çoğu zaman ne yapacağını bilmez.
 
Diş hekimi Nurdan Çipiloğlu, öncelikle ağız kokusunun sebebi araştırılıp ona göre tedavi yapılmasını öneriyor ve ''ağızda hoş koku oluşturmak için çiğ sebze ve meyve tüketin, etten ise uzak durun'' diyor.

Kötü ağız kokusu çekenler günlük yaşamlarında büyük sıkıntılar yaşarlar. Çoğu zaman kişiyi mahcubiyete kadar götüren sosyo-psikolojik sorunlara yol açan ve hatta boşanma sebepleri arasında yer alan kötü ağız kokusu bir anlamda kişinin insan ilişkilerini felce uğratır. Peki ağız kokusunu ortadan kaldırmak için ne yapmak gerekir? İşte bu sorunun cevabını www.dishekimim.com sitesi hekimlerinden Dr. Nurdan Çipiloğlu cevaplıyor. Ağız kokusunun ''iyi temizlenmemiş ağız içindeki dokulardan'' kaynaklandığını belirten Çipiloğlu, şu bilgileri veriyor: ''Bakteriler biriktikleri alanda kötü kokulu sülfür bileşikleri biriktirerek ağız kokusuna sebep oluyorlar. Dolayısıyla dişlerin arayüzlerinin, dolgu kenarlarının, dil sırtının, dişeti oluğunun dikkatlice incelenmesi gerekiriyor.'' Ancak kimi zaman ağız kokusu sadece ağız içindeki bakterilerden dolayı yaşanmaz farklı ortamlardaki sağlık sorunları da ağız kokusu yapar. Çipiloğlu'na göre sinus ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, metabolizma hastalıkları, açlık, ağız kuruluğu ve diyet de ağız kokusuna yol açar.

Çiğ sebze ye

''Peki ağız kokusunu aza indirmek yada ortadan kaldırmak mümkün mü?'' Bu sorunun cevabını Çipiloğlu şöyle veriyor: ''Bol sıvı tüketmenin ve çiğ sebze- meyvenin ağız kokusunu azaltıcı etkileri saptanmış. Ağız kokusu şikayeti olanlara daha az et tüketmeleri de tavsiye ediliyor. Muhakkak soğan sarımsak içeren yiyecekler geçici olarak ağız kokusuna sebep olacaktır. Ayrıca sigara ve alkol tüketimi de kötü kokunun sebepleri arasındadır.'' Ayrıca maydanoz, nane ve karanfil çiğneyerek ağız ortamında hoş kokular oluşturabilineceğine dikkat çeken Çipiloğlu, ancak bu yöntemlerle geçici bir süre olarak kötü kokuları bastırmanın mümkün olacağının altını çiziyor.

Kokuya karşı tedavi şart

Ağız kokusunun en kesin tedavisi ağız içindeki bakterilere sebep olan diş eti hastalıkları ve çürüklerin önüne geçmek. Bunun için de tedavi şart. Ağız boşluğu kaynaklı kokularda tüm ağız yapısının incelenmesi gerektiğini anlatan Çipiloğlu, ''İleri derecedeki dişeti hastalıkları ve çürükler tedavi edilmelidir. Ağız enfeksiyonları yok edilmelidir. Dişlerin tüm yüzleri ve dil sırtı temiz tutulmalıdır. Şekersiz sakız çiğneyerek ağız ortamı iyileştirilebilir'' diyor.

Kokunun sebepleri

Özellikle sinüs ve akciğer kaynaklı enfeksiyonlar

Şeker hastalığı

Böbrek yetmezliği

Karaciğer yetmezliği

Metabolizma bozuklukları

Açlık, diyet, ağız kuruması, oruçlu olmak ta ağız kokusu yapar. Çünkü sıvı gıda eksikliklerinde vücuttaki yağ ve protein çözünmeye başlar, bu metabolizmanın yan ürünleri kötü ağız kokusu olarak kendini gösterir.

AĞIZ KOKUSUNA KARŞI ELMA YE!

Gün içinde mutlaka dişleri fırçalayın. Mutlaka diş ipleriyle dişlerin arasını temiz tutun.

Bol bol su tüketin.

Çıkartılabilen diş protezi veya diş teline sahipseniz her gece mutlaka dezenfektan tablet kullanın.

Alkol ve sigaradan uzak durun.

Su içeriği bol olan domates, kereviz, pırasa türü ve elma gibi meyveler tüketin. Yiyeceklerinizin üzerine maydanoz doğrayın.

Dilin üzerinde biriken pas tabakasını temizlemek için özel bir firça kullanın.

Sakız çiğneyerek tükrük salgısını harekete geçirin.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çocuklara diş fırçalama alışkanlığı nasıl kazandırılır

Çocukların ağız ve diş sağlığına yeterli önemi vermemeleri ve fırçalama alışkanlığı kazanmamaları, çürük ve plak oluşumunda artışa neden oluyor.

Prof. Dr. Nesrin Eronat tarafından  "Sosyo-Ekonomik Düzeyi Düşük 11-13 Yaşındaki Çocuklarda Çürük Sıklığı-İki Yıllık Takip" konulu araştırma, 11-13 yaş arasındaki 217 öğrenci üzerinde yapıldı.
    
Eronat, yapılan çalışmada iki yıl sonunda çürük ve plak değerlerinde saptanan artışın, tedavi ihtiyacının yanı sıra ağız-diş sağlığı eğitimi ve flor gibi koruyucu uygulamaların yapılmasının gerekliliğini gösterdiğini kaydetti.
    
Çalışmada tedavi edilmemiş çürük lezyonlarının ilk yıl yüzde 69 oranında olduğu, ikinci yıl bu oranın yüzde 75’e çıktığını ifade eden Eronat, şu bilgileri verdi:
    
"Çürük ve plak değerlerindeki artışın en önemli nedeni, çocukların ağız ve diş sağlığına yeterli önemi vermemeleri ve fırçalama alışkanlıklarını yeterli düzeyde yerine getirmemeleri olduğu düşünülmektedir.

Ayrıca düşük sosyo-ekonomik düzeyin ve hastaların diş tedavilerini yaptırabilmeleri için sosyal
güvencelerinin olmaması da etkili olmaktadır. Diş çürüğü sıklığının dağılımında son 20 yıldır belirgin değişimler yaşanmaktadır.

Medeniyetin gelişmesinin bir sonucu olarak karşımıza çıkan ve tüm toplumların yaygın bir halk sağlığı sorunu
haline gelen diş çürüğü, gelişmiş ülkelerde düzenli ağız-diş sağlığı eğitim programları ve koruyucu uygulamaların yaygınlaşmasıyla kısmen azaltılabilmiştir."

Yorum (yok) Yorum yaz!

  YASAL UYARI: sagliginonemi.blogcu.com'un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik internetten araştırılarak derlenip hazırlanmış olup, sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. sagliginonemi.blogcu.com sağlıkla ilgili konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden sagliginonemi.blogcu.com sorumlu tutulamaz. Sitemizdeki bilgi ve belgeler kesinlikle ticari amaçlarla kullanılamaz. Diğer maksatlarla kullanmak için de izin alınması gerekir. Bu siteyi ziyaret eden kişiler bu uyarıları kabul etmiş sayılır. Sitedeki bilgiler her gün güncelleştirilemediğinden her bilgi ziyaretçi tarafından, doktoruna danışılarak kontrol edilmelidir. .